25 Ocak 2010 Pazartesi

DARWİNİZM ALDATMACASI ARTIK SONA ERDİ


Materyalizm yüzyıllardır Allah inancına karşı, aslında baştan kaybedilmiş olan psikolojik bir mücadele içindedir. Allah'ın batıl olanı muhakkak geçersiz kılacağını kavrayamayan materyalistler, kendi akıllarınca bu mücadeleye var güçleriyle devam ederler. Evrenin Big Bang'le sıfır hacimden var olduğu, yani yoktan yaratıldığı ve Allah'ın ayetlerinde işaret edildiği gibi genişlemekte olduğu ispat edilmiş, fakat materyalistler maddenin ezeli ve ebedi olduğu safsatasına insanları yönlendirebilmek için mantıksız iddialarla bu gerçeğe karşı mücadele yürütmüşlerdir. Kuantum fiziği, maddenin yalnızca ışık dalgalarından ibaret olduğunu göstermiş, fakat materyalistler maddenin mutlak varlığını savunup madde dışında hiçbir şeyi kabul etmediklerinden, bu gerçeği sürekli olarak inkar edecek yollar aramışlardır. Sayısız bilimsel gelişme ve özellikle paleontolojide elde edilen bulgular, evrim teorisinin geçersiz olduğunu bilimsel olarak ispatlamış, fakat materyalistler yine de canlıların evrimleştiği aldatmacasını telkin ederek baştan yenilgiye uğramış mücadelelerine kendilerince devam etmişlerdir. Bilim, materyalizme darbe vurdukça, materyalist karşı çıkma sürekli gündeme gelmiştir. Materyalizm, bilimsel delillere, psikolojik mücadele ile karşılık vermiştir. Darwinizm aldatmacası ile yapılmaya çalışılan da işte tam olarak budur.

Bu öyle bir şeydir ki, Nobel ödüllü profesörleri, bilim adamlarını, paleontologları, mikrobiyologları, zoologları, bilim yazarlarını bir araya getirerek "suyun içinde moleküller vardı; çamur, tesadüf ve zamanın etkisiyle hücre oldu" gibi akıl almaz bir aldatmacayı hiç utanmadan, hiç çekinmeden savununur hale getirmiştir. Bu insanlar, öyle bir büyü meydana getirmişlerdir ki, milyonlarca insan, bu psikolojik mücadelenin etkisiyle suya düşen yağ taneciklerinin hücre haline gelmesine, bir balığın sudan yürüye yürüye çıkmasına, tarihte ilk kuşun dinozor yumurtasından çıkarak uçmaya başladığına, maymunların zaman içinde tesadüfen gelişerek keşifler yapan, medeniyetler kuran, teknolojiler geliştiren, bilgisayar yazılımları oluşturan, uzaya roket gönderen insana dönüştüğüne inanmaya başlar.

Bir bilim adamı, o zamana kadar hiç kimsenin keşfedemediği, hücrenin olağanüstü yapısının "yalnızca bir bölümünü" keşfettiği için Nobel ödülüne layık görülür. Ama aynı bilim adamı, ödülünü aldıktan sonra öğrencilerine o hücrenin bir çamur birikintisinden rastgele oluştuğu masalını anlatmakta hiçbir sakınca görmez. Aynı bilim adamı, sayısız bilimsel çalışmanın altında imzası olmasına rağmen, öğrencilerine büyük birer sahtekarlık örneği olan Piltdown adamını, Haeckel'in embriyo çizimlerini, sanayi kelebeklerini evrimin en büyük delilleriymiş gibi anlatmaktan çekinmez.

İşte deccal sistemi olan masonluğun oluşturduğu büyünün etkisi, bu kadar acınacak hale getirir Darwinistleri. Deccal, Darwinizm ile neredeyse bütün beyinlere ulaşmış, insanları uzun bir süre boyunca aldatmış, yalan söylemiş, sahtekarlık yapmıştır. İnsanların pek çoğu körü körüne, bilinçsizce, farkında olmadan bu yalana uymuş, yıllarca kendisini adeta hayvan soyunun bir parçası olarak görmüş, hatta bu sebeple vahşileşmiş, umursuzlaşmış, Allah'a karşı sorumluluklarından uzaklaşmıştır. Deccal, yani masonluk, Darwinizm'i kullanarak dünyanın en büyük aldatmacalarından birini yeryüzüne yaymıştır. Deccalin etkisi ile Darwinizm, tarihin en büyük kitle aldatmacası haline gelmiştir.

Fakat deccal sistemini yayan masonların bu alandaki başarısı, sahte bir başarıdır. Darwinizm aldatmacası artık sona ermiştir.

İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılda artık Darwinizm'in bütün sahtekarlıkları ortaya çıkmıştır. Darwinistlerin 150 yıldır öne sürdükleri tüm ara form örneklerinin sahte olduğu anlaşılmıştır. Dünyanın hemen her yeri kazılmış, 250 milyondan fazla fosil çıkarılmış ama bunların tek bir tanesinin bile ara form olmadığı açıkça görülmüştür. Fosillerin tamamının mükemmel canlıları temsil ettiği, büyük bir çoğunluğunun da günümüz canlılarına ait olduğu anlaşılmıştır. İnsanlar, bu kanıt ile, canlıların bugünkü görünümleriyle ortaya çıktıklarını ve hiçbir değişim geçirmediklerini anlamışlardır. İşte insanlar, bu gerçek ile, Darwinistlerin neden fosilleri sakladıklarını, neden bilimsel delilleri insanlardan gizlemeye çalıştıklarını da anlamışlardır. Evrim teorisinin, mikrobiyoloji, paleontoloji, moleküler biyoloji, genetik gibi bilimlerin ortaya koyduğu sonuçlar karşısında gerçekleşmesi imkansız bir teori olduğu kesin olarak ispatlanmıştır.
Bütün bunların yanı sıra, Darwinistlerin Allah inancına ve yaratılış gerçeğine karşıt bir tutum içinde oldukları ve bunun nedeninin de Darwinizm'i, sapkın bir din olarak benimsemeleri olduğu görülmüştür. Böylelikle Darwinistlerin, insanları aldatabilmek için neden türlü türlü aldatmaca ve sahtekarlığa başvurdukları da anlaşılmıştır. İnsanların karşısında, evrimi reddeden çok fazla delil vardır. Artık insanlar, evrimin bir aldatmaca olduğunun açıkça farkına varmışlardır. Evrim teorisinin tek bir delille bile desteklenmediğinin artık bilincindedirler. Darwinist aldatmacanın etkisine girmeleri artık, Allah'ın dilemesiyle, imkansızdır.

İnsanlar evrim teorisinin geçersizliğinin delillerini gösteren sergilere gitmiş, yaşayan fosilleri incelemişlerdir. Fosillerin her birine kendi elleriyle dokunmuşlar, onları kendi gözleriyle görmüşlerdir. Canlıların milyonlarca yıl boyunca değişmeden kalmış olduklarını, hiçbir evrim geçirmediklerini hayranlık içinde öğrenmişlerdir. Yaratılış Atlası'nın her bir sayfasını dikkatle incelemiş, günümüzde yaşayan canlı türlerinin milyonlarca yıl önce de aynı şekilde olduklarına kendileri kanaat getirmişlerdir. Yeryüzünün; araştırılıp incelendiği her an, sürekli olarak yaratılış gerçeğini destekleyen kanıtlar sunduğunu anlamış durumdadırlar. Darwinistlere yapılan; dünyanın en ünlü meydanlarında "yalnızca tek bir ara fosil göstermeleri" çağrısının, derin bir sessizlikle karşılık bulduğunu da açıkça ve şaşkınlıkla görmüşlerdir. Darwinizm propagandasının tüm yöntemleri deşifre edilmiş ve insanlara bu aldatmacanın destekçisi olmamaları gerektiği, kitaplar, DVD'ler, internet yayınları, konferanslar ve televizyon röportajları yoluyla kapsamlı olarak anlatılmıştır.

Aldatmacanın kanıtlarını gören insanlar, dünya çapında büyük bir fikri aydınlanma yaşamış ve bunca yıldır aldatılmış olduklarından dolayı haklı bir tepki göstermiş, okullarda çocuklarına Darwinizm safsatasının okutulmasını tepki ile karşılamış, yapılması planlanan evrim sergilerine, evrim konferanslarına yani Darwinist propagandaya itiraz etmiş, Darwinistlere açıkça meydan okumuşlardır. Öğrenciler, biyoloji derslerinde, Darwinizm yanlısı öğretmenleri ile evrim teorisinin bilimsel mantıksızlığına ve delilsizliğine dair tartışmalara girmişlerdir. Uzun yıllar boyunca evrim teorisinin gerçek yüzünü bilmedikleri için kandırılmakta olan insanlar, bilinçlenmelerinin ve Darwinizm'in iç yüzünü görmelerinin ardından, yıllar boyunca nasıl aldatıldıklarını şaşkınlıkla fark etmiş ve buna yüksek sesle itiraz etmişlerdir. Artık Darwinistler de bilmektedirler ki, Darwinizm dünya çapında ölmüştür ve tekrar ayağa kalkıp insanları aynı yöntemlerle kandırması Allah'ın izniyle imkansızdır. Dünya çapındaki bu büyük fikri aydınlanmanın en önemli göstergelerinden biri çeşitli medya kuruluşları ve internet siteleri tarafından yapılan anketlerdir. Örneğin, Associated Press Ajansı ve NBC'nin yaptığı ulusal anketin sonuçlarına göre, Amerikalıların %86'sı artık yaratılış gerçeğinin de okullarda okutulmasını istemektedir. Almanya'nın Süddeutsche Zeitung gazetesi internet sitesinde 8 Temmuz 2007 tarihinde yapılan anketin sonucuna göre, evremi reddedenlerin oranı %87'dir. Almanya Die Welt gazetesi internet sitesinin 17 Nisan 2008 tarihli anketine göre, bu oran %86'dır. İsviçre'nin Blick gazetesi internet sitesinin yaptığı 4 Mayıs 2007 tarihinde yaptığı ankete göre, yaratılış gerçeğine inananların oranı %85'dir. Fransa Science Actualités gazetesi internet sitesinin 16 Şubat 2007 tarihli anketine göre evrime inanmayanlar %92'dir. Yine 2 Şubat 2009 tarihli Guardian gazetesinin haberine göre, İngiltere'de yapılan bir anket, İngilizlerin yalnızca %25'inin Darwin'in evrim teorisine inandıklarını göstermektedir. Yine, Fransız Nouvel Observateur ve Science et Avenir ortak internet sitesinde 06.07.2009 tarihinde yayınlanan bir habere göre, Fransız okullarında, evrim teorisine inanan öğrencilerin sayısında bir hayli düşüş olduğu saptanmış ve söz konusu yayın bu durumu Yaratılış Atlası'nın Fransa'daki etkilerine bağlamıştır. Darwinist profesörler, Darwinizm'in aldığı bu büyük yarayı oldukça "ciddi", "üzücü", Darwinizm adına "utanç verici" olarak nitelendirmişlerdir.

İsveçli embriyolog Soren Lovtrup, Darwinizm aldatmacasının bugün geldiği durum ile ilgili olarak şu yorumu yapmaktadır:
Sanırım hiç kimse bilimin tüm alanlarının sahte bir teoriye bağımlı olmasının büyük bir yanlış olduğunu inkar etmeyecektir. Ama biyolojide gerçekleşmiş olan durum budur: Uzun zamandır insanlar evrim problemlerini "Darwin" sözlüğüne özgü bir şekilde tartışmaktadırlar - 'adaptasyon', 'seleksiyon baskısı', 'doğal seleksiyon' vs - bunu yaparak doğal olayların açıklamasına katkıda bulunacaklarına inanmaktadırlar. Ama bunu başaramamaktadırlar...
İnanıyorum ki bir gün Darwin miti bilim tarihinin en büyük aldatmacası olarak yerini alacaktır.
Şu anda Darwinizm'in, bilim tarihinin en büyük aldatmacası olduğu gerçeği oldukça hızlı bir şekilde tüm dünyaya yayılmaktadır. Yaratılış gerçeğine karşı, Avrupa Konseyi gibi resmi kurumlar tarafından gerçekleştirilen engellemeler, Darwinistlerin bu konudaki şiddetli paniğini gözler önüne sermektedir. Tarihte hiçbir zaman, devletleri temsil eden bir parlamentonun bir aldatmacaya arka çıktığı ve bir sahtekarlığı desteklemek için resmi bir karar aldığı görülmemiştir. İşte Darwinist paniğin Darwinizm yanlılarını 21. yüzyılda getirdiği durum budur. Darwinistler, baskıcı hükümet kararlarının, evrimi derslere mecburi olarak dahil etmenin, yargıyı taraflı bir şekilde kullanarak yaratılış gerçeğini öğrencilerden özenle gizlemeye çalışmanın, tek yanlı dayatma yapmanın bu aldatmacayı ayakta tutmaya devam edeceğini zannetmektedirler. Oysa dünyadaki milyarlarca insanın Darwinizm aldatmacasına karşı samimi kanaatleri, baskı ve zorla uygulanan tüm yöntemlerin ve bundan elde edilen neticenin çok üstündedir.

Hiçbir Darwinist, getirdiği yasakçı bir yasa ile insanların zihnen inandığı kesin bir kanaati değiştiremez. Hiçbir Darwinist, sayısız delille yalanlanmış bir teoriyi zor kullanarak, sürekli dayatarak insanlara inandıramaz. Bu imkansızdır. Darwinist oyun artık sona ermiştir. İnsanlar bugün 21. yüzyılda gerçeklere diledikleri gibi, istedikleri kaynaklardan ulaşabilmektedirler. Dolayısıyla yasaklama, engelleme ve baskı, Darwinistlere hiçbir zaman istedikleri sonucu vermeyecek, Darwinist aldatmacaya karşı fikri tepki gitgide artarak devam edecektir.
Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah tüm varlıkların Hakimi'dir. Deccalin oyunları bu gerçeği insanlardan gizleyemeyecektir. Allah bir ayetinde şöyle buyurmaktadır:

Onlar, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa Allah, Kendi nurunu tamamlayıcıdır; kafirler hoş görmese bile. (Saff Suresi, 8)

DARWİNİSTLER BİLİMİ KULLANIR, BİLİMSEL GÖSTERİ YAPARLAR

Bilim, Darwinizm'in kullandığı en büyük kılıftır. Darwinizm "bilim" adı altında ortaya çıkmıştır. Darwinistler de, "bilim adamlarıyız" diye ortaya çıkmışlardır. Darwinizm'e karşı gösterilen her türlü tepki, sözde "bilimle mücadele" olarak lanse edilmiştir. Evrim teorisi hakkında her türlü şüphe; bir nevi "gericilik veya bilim düşmanlığı" olarak gösterilmiştir. Darwinistlerin her türlü sahte delili, bilimsel bir bulguymuş gibi insanlara tanıtılmıştır. Bir başka deyişle Darwinizm 150 yıldır bilimi kullanmıştır.

Peki Darwinizm Bilim Midir?

Darwinizm bir aldatmacadır. Bilimsellikle hiçbir ilgisi yoktur. Darwinizm, insanları bir yalana alıştırmak ve ona inandırmak için geliştirilmiş sahte bir çabadır. Bilim, Darwinizm'in sığınağıdır. Darwinizm, bilimi kullanarak dokunulmazlık elde eder. Sahtekarlıkları bilim diye savunur. Sahte deliller öne süren, çocuk masalları anlatan Darwinistleri bilim adamı olarak tanıtır. Darwinizm'in bir aldatmaca olduğunu fark eden ve buna karşı mücadele yürüten kişileri de bilime ihanet etmekle suçlar. Darwinizm'in en büyük silahı bilimdir. Şimdiye kadar da insanları, bilim maskesinin altına gizlenerek aldatmıştır. Bilimi kullanarak yapılan bu aldatmaca hala devam etmektedir. Darwinist bilim dergilerinin, Darwinist belgesel kanallarının, Darwinist bilim adamlarının bunu kullanmasının nedeni budur.
İngiliz paleontolog evrimci Derek V. Ager bu konuyla ilgili olarak şunları söylemektedir:

Hepimiz biliyoruz ki birçok evrimci girişim, belirli paleontologlar tarafından yapılan beyin fırtınalarından ibarettir. Kütüphanedeki bir taksonomist (canlıların biyolojik sınıflandırması bilimiyle ilgilenin kişi), milyonlarca yıllık genetik mutasyondan fazlasını yapabilir.

Bu ifade son derece doğrudur. Okul kitaplarında, gazetelerde, dergilerde, televizyonlarda anlatılan sözde ilkel dünya, mutasyonlarla ve doğal seleksiyonla oluşan canlı türleri, hayali ortak ata, sözde gelişimini tamamlamamış garip canlılar gibi evrim hikayeleri, sadece Darwinist bilim adamlarının kendi hayal güçlerinde var olan olaylardır. Doğal seleksiyon yoluyla yıllardır varsaydıkları hiçbir sonuca ulaşamamışlardır. Derek V. Ager'in de söylediği gibi genetik mutasyonlar da onlara bu sonucu vermemiştir. Ama bu bilimsel gerçekleri reddedip aynı sahte iddiaları savunmaya devam etmek, Darwinizm aldatmacasının dünyaya yayılma ihtimalini güçlendirmektedir kendilerine göre. İşte bu nedenle Darwinistler bilimsel kelimeleri Darwinist aldatmacaya bilimsel görünüm katmak için kullanırlar. Ortada sonuçlanmış ve evrim lehine sonuç vermiş bilimsel bir deney veya bilimsel bir kanıt yoktur. Yalnızca sıkça kullanılan bilimsel kelimeler ve formüller vardır. Darwinist herhangi bir yazarın kitabında bu ilginç terimlere veya ilginç kimyasal formüllere sıklıkla rastlamak mümkündür. Konu hakkında bilgisiz olan bir kişi bu kitaba baktığında, gerçekten de bir bilim adamının ilmi içerikli bir kitabını okuduğunu zannedebilir. Oysa görünüm aldatıcıdır. Bu kitapta anlatılan tek şey, canlı varlıkların kör tesadüfler sonucunda oluştukları ve bugünkü hallerine kör tesadüfler sonucunda geldikleri masalıdır. Darwinist yazarın bunun üzerine anlatacak yeni bir şeyi, verecek bilimsel bir kanıtı yoktur. Kimyasal terimler ve kimyasal formüller, Darwinizm aldatmacasını yalnızca tamamlamak, kendilerince gerçekçi gösterebilmek içindir.

Darwinistlerin bilimi kullanma yöntemlerine bir örnek, evrimci paleontolog S. M. Stanley'in şu sözleridir:
Evrim küçük, yerel popülasyonlarda hızla gerçekleşir; bu nedenle fosil kayıtlarında evrimi göremeyiz.

İşte bu sözler bir aldatmacadır. Yerel popülasyonlarda gerçekleşen bir evrimden bahsedilmektedir, fakat bir kanıt yoktur. Hatta kanıtın bulunamayacağı itiraf edilmiş, ama bu bile bilimsel gösterilmeye çalışılmıştır. İşin doğrusu şudur: Fosil kayıtlarında evrim görülmemektedir, çünkü evrim hiçbir zaman yaşanmamıştır.
National Center of Science Education - NCSE (Ulusal Bilim Eğitim Merkezi'nin) yöneticisi Eugene C. Scott ise, bu konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yapmıştır:
Birçok lise ders kitabı (hatta ne yazık ki bazı kolejler) teorileri test edilmiş hipotezler olarak açıklarlar, sanki hipotezler onaylanmış teorilermiş gibi; ve gerçek anlamda çok iyi bir teori onlar için kanunlaşmış gibidir. Ne yazık ki, bilim adamları bu terimleri bu şekilde kullanmazlar, çoğu kişi bilim adamı değildir ve bilim adamları da bu kelimelerin anlamını öğrencilere ve halka iyi açıklayamamıştır.

Bu şartlar altında yalnızca kendisine gösterilen ve anlatılanlarla muhattap olan bir insanın, eğer düşünüp önyargısız değerlendirme gücü yoksa, Darwinizm'in geçerli olduğuna kolaylıkla kanaat getirebilir. Çünkü Darwinizm, telkin yöntemi ile söz konusu okuyucunun beklentisine bir nevi karşılık vermiştir. Canlılığı kendince basit bir şekilde açıklamış ve buna "bilimseldir" demiştir. "Sorgulanmasına gerek yok, zaten doğru ve kanıtlanmıştır" demiştir. "Bilim adamları bunu destekliyor" demiştir. "Bilimin canlılık hakkında tek açıklaması budur, bunun dışındaki açıklamalar bilimsel değildir" demiştir. "Bunu bütün dünya kabul ediyor" demiştir. Ve bu yalanlarla tarihin en büyük aldatmacalarından birini inşa etmiştir. Darwinizm'i hiç bilmeyen, onun nasıl bir aldatmaca olduğuna dair en ufak fikri olmayan ve yalnızca bu izahlarla muhattap olan bir kişi için de bu yüzeysel açıklamalar onu ikna etmeye yeterlidir.

Oysa bu kişi aldığı telkinin her safhasında kandırılmaktadır. Zaten Darwinizm'i kesin olarak çürüten ve yaratılış gerçeğinin kanıtı olan 250 milyondan fazla fosil Darwinistler tarafından itina ile saklanmış; canlılığın yapı taşı olan proteinlerin tek bir tanesinin dahi tesadüfen oluşmasının matematiksel olarak imkansız olduğu insanlardan gizlenmiştir. Bu nedenle söz konusu kandırmacanın sınırlarını anlaması da mümkün olmamıştır. Aldatılan bu kişinin bilmediği şey şudur: Darwinizm bilimsel değildir, bilim değildir. Darwinizm sorgulanmıştır ve doğru olmadığı, bilimsel kanıtlarla desteklenmediği açıkça görülmüş, ispat edilmiştir. Darwinizm'i destekleyen bilim adamları, bunu batıl bir din, bir ideoloji olarak gören bağnaz ve dogmatik kişilerdir. Bilimin canlılık hakkındaki tek açıklaması yaratılış gerçeğidir. Tüm bilimsel bulgular canlıların mükemmel halleri ile bir anda yaratıldıklarını göstermektedir. Darwinizm'in bütün dünya tarafından kabul ediliyor görünmesinin altında yatan sebep de yine bu sahte telkin metodları, bu aldatıcı propaganda yöntemleridir. Dolayısıyla okuyucunun ikna olduğu konular yalnızca bir göz boyamaya dayanmaktadır. Kimi zaman bilim adamları bile bu aldatmacaya kanıp gaflete düşebilmektedirler. İngiliz paleontolog evrimci Colin Patterson'un bu konuyla ilgili itirafı dikkat çekicidir:

Daha sonra uyandım ve bütün hayatım boyunca Darwinizm'i bir şekilde kanıtlanmış bir gerçek zannederek aldatıldığımı fark ettim.
Sistematik içinde ortak ata hipotezlerinin etkisinin yalnızca sıkıcı olduğunu ve bilgi eksikliğinden kaynaklandığını değil, aynı zamanda bunun kesin olarak bilim karşıtlığı olduğunu düşünüyorum.

Bu konudaki bilinçlenmenin bir başka örneğini ise belgesel film yapımcısı Brian Leith vermektedir:
Son on yıl yeni bir biyolog topluluğu gelişti. Bunlar bilimsel anlamda saygıdeğer sayılıyorlar, ama Darwinizm hakkında derin şüpheleri var.

Amerikalı ekonomist Jeremy Rifkin'in "Evrim teorisi bizim eğitim sistemimizin en önemli yerine yerleştirilmiş durumdadır ve bunu gereksiz suistimallerden korumak için etrafına süslü duvarlar yükseltilmiştir."167 sözünü haklı çıkaracak bir başka önemli kanıt ise, Darwinist bilim adamlarının, sahtekarlıkları görmezden gelmeyi yine bilim adına yapmaları ve gerçekler deşifre olsa bile bundan çekinip gocunmamalarıdır. Amaç, mutlaka ve mutlaka bir şekilde insanları aldatabilmek olduğu için dünyanın en ünlü bilim adamları, hiç çekinmeksizin, göz göre göre bu aldatamacayı korumaktadırlar. Jonathan Wells bu duruma şöyle bir örnek verir:
Haeckel'in sahte embriyo çizimlerinden yıllarca haberdar olan bilim tarihçisi Jay Gould'a ne demeli? Tüm bu süre boyunca Gould'un sınıflarından geçen öğrenciler, Haeckel'in embriyolarını evrimin ispatı olarak gösteren ders kitaplarından biyolojiyi öğrendiler. Buna rağmen, başka bir biyoloğun 1999'da duruma itiraz etmesine kadar, Gould hiçbir düzeltme yapmadı. Ondan sonra bile Gould ders kitabı yazarlarını hatadan sorumlu tuttu ve itiraz niteliğindeki fısıltıyı yayan yaratılışçıyı (bir Leigh Üniversitesi kimyacısı) görevden aldı. Burada en büyük sorumluluk kime aittir - sahte çizimleri düşüncesizce tekrar tekrar kullanan ders kitabı yazarlarına mı, onlardan şikayet eden insanlara mı, yoksa çalışma arkadaşlarının, kendisinin "akademik cinayet" diye adlandırdığı olguya farkında olmadan ortak olurken, kendinden emin bir şekilde kenardan durumu seyreden, dünya çapında meşhur bir uzmana mı?

Haeckel'in embriyolarına ilişkin gerçekle kıyaslanınca, pulkanatlı güvelerin (sanayi kelebekleri) kusurlu olduğu ancak yakın zamanda anlaşılmıştır, dolayısıyla belki de ders kitabı yazarları onu kullanmayı sürdürmekten dolayı kınanmayabilirler. Yine de pulkanatlı güveler üzerinde çalışan her biyolog, güvelerin ağaç gövdelerine konmadığını, ders kitabı resimlerinin tezgahlanmış olduğunu on yıldan fazla süredir bilmektedir. Eğer bilim kendini düzeltiyorsa, niçin uzmanlar ders kitaplarından uydurma fotoğrafları çıkarmaya yönelik bir girişimi başlatmıyorlar?

Darwinistlerin bilimi kullanmaları, üstelik de bu amaç için adeta bilimin koruyuculuğunu, muhafızlığını üstlenme görünümü almaları kuşkusuz başlıbaşına büyük bir sahtekarlıktır. Aslında Darwinizm, iddiasının tam aksine bilime karşı hareket etmektedir. Bilimsel delilleri örtbas etmeye çalışmaktadır. Laboratuvarlarda gerçekleştirilen deneylerin ortaya çıkardığı sonuçlara muhalif iddiaları savunmaktadır. Elde edilen fosil kayıtları ara formların hiç var olmadığını ispatlarken, canlıların arkalarında sayısız ara form bırakarak birbirlerinden evrimleştiği yalanını ileri sürmektedir. Bilim sahtekarlığı Darwinizm ile birlikte ortaya çıkmış olan bir kavramdır. Darwinistler, bilimsel müzeleri, bilimsel yayınları kullanarak bu sahtekarlıkları bile bile, hiç çekinmeden insanlara sunarlar. Bilimsel kitapları ve dergileri kullanır, hiçbir zaman gerçekleşmemiş bir evrim tarihi masalını bu yayınlarda anlatırlar. Hiçbir zaman var olmamış garip bir canlının resmini çizer, bunu "tarihi geçmişimiz" olarak göstermeye çalışırlar. Bilim karşıtı bu din, bilimsellik kisvesi altında en büyük yalanlarından birini söylemektedir.

Böylesine büyük bir yalanın destekçisi olmalarının sebebi kuşkusuz ki Darwinistlerin deccaliyete olan körü körüne bağlılıklarıdır. Deccali sistem, insanları yalana yönelten sapkın bir sistemdir.